Pandeminin ansızın hayatımıza girmesiyle değişen alışkanlıklarımızdan biri de alışveriş. Gerek kalabalık ortamlara girmekten korktuğumuz için gerekse fiyat politikalarındaki değişkenlik bizleri internet alışverişine yöneltti. Daha önceki yazımızda bu konuya kısaca değinmiştik. İnternet üzerinden alışveriş dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir şekilde yayılırken pandeminin etkisi ile bu yolla aldığımız ürün yelpazemizi genişletmek zorunda kaldık. Özellikle karantina günlerinde ekmeği bile internetten sipariş vermek durumunda kalan bir çok kişi oldu. Daha önceleri yurt dışından uygun fiyatlarla elektronik, oto yedek parça, hobi malzemeleri gibi ürünler tercih edilirken ek vergilerin gelmesiyle bu sitelere talebin ciddi oranda düştüğünü ve yurt içi sitelerinin tercih edildiğini görüyoruz. Bu durum yurt içindeki firmalar için interneti daha cazip hale getirerek sanal pazarda yer alan satıcı sayısını fazlasıyla artırdı. internetten gıda ürünleri almak
İnternette aradığımız her ürüne ulaşmamız ve bu ürünler hakkında bilgi almamız mümkün. Hatta bu ürünler ve satıcılar hakkında tüketici yorumları bizim ürünü alıp almayacağımıza ya da nereden alacağımıza yön veren en büyük etken. Büyük firmaların internet satışı olduğu gibi küçük işletmelerin hatta işletme olmayıp bu işi hobi olarak yapan milyonlarca satıcının bulunduğu bir derya sanal pazar. Görmeden, dokunmadan hatta denemeden ürün almanın riskini göze alamayan alıcılar için siteler tüketici haklarını göz önünde bulundurarak iade ve değişimde kolaylıklar sağlıyor. Diğer bir risk ise kredi kartı bilgilerinin bir başkası tarafından biliniyor olmasının verdiği güvensizlikti. Bankalar aracılığı ile bunun da güvenli hale getirildiği projeler geliştirildi. E tabi riski aza indirip güveni artırınca internet alış verişini bir kez deneyen tüketiciler kolaylığına alışıp sürekli bir pratiğe dönüştürdü. Hatta düğün arifesinde haldır haldır yapılan çeyiz alış verişleri bile tarihe karıştı diyebiliriz. Gelinlik siparişini internet üzerinden veren bir çok kişi tanıyorum. İnternet alış verişine bu kadar değindikten sonra asıl konumuz olan gıda alışverişlerine geçelim mi, ne dersiniz? Bu sadece internet değil aktar, şarküteri, pazar gibi yüz yüze alışverişlerinizde de geçerli olacaktır.

Aslında burada irdelemek istediğim ürünler doğal gıda ürünleri. Neden mi? Hali hazırda marketten bulabileceğimiz hazır gıda ürünleri hakkında konuşacak çok birşey yok. Çünkü bu ürünleri farklı fiyat seçeneklerinden size uygun olanı aldığınızda ürün elinize geçince son kullanım tarihine, ambalajında bir kusur olup olmadığına bakarak tüketip tüketmeyeceğinize karar verebilirsiniz. Aksi bir durumda biraz önce bahsettiğimiz iade veya değişim hakkınızı kullanabilir, sorunu çözebilirsiniz. Peki “doğal gıda ürünleri” adı altında satılan ürünlere ve bu ürünlerin satışını yapan firmalara nasıl güvenmeliyiz.?
Herşeyden önce internetten dahi olsa referans önemli. Ürün altındaki yorumlar da sizin için referans olabileceği gibi daha önce buradan ürün almış bir yakınınız da olabilir. Doğal gıda ürünlerinde internetten en çok tercih edilenleri, zeytinyağı, zeytin, salça türevleri, tarhana çeşitleri, erişteler. Son dönemlerde Çölyak hastası olmasalar da glutensiz beslenmeyi prensip edinenler tarafından bu ürünlerin glutensiz olanları da oldukça tercih ediliyor. Tabi küçük işletmelerden, instagram veya diğer sosyal medya üzerinden satış yapan satıcılardan ziyade büyük alışveriş sitelerinden alışveriş yapıldığını söyleyebiliriz. Bunun nedeni ise bu sitelerin çok bilinir olması ve kredi kartı ödemelerinde güven vermesi. Satıcılar bu siteler üzerinde “dükkan açma” şeklinde tabir edilen yöntemle ürünlerine ait bilgileri ve görselleri girerek ürünlerini satışa sunuyorlar. Bu satışlarda en karlı olan ise bu platformların sahipleri. Taş atıp kolları yorulmadan yüklenen ve satılan her üründen para kazanıyorlar. Kargo firmalarına hiç girmiyorum bile. Pandeminin ilk 2 ayı sadece bir firmanın bir milyon ürün taşıdığını duyduğumda şok olmuştum.

internetten dogal gıda ürünleri almak
Daha önceki yazımızda doğal ve organik gıdalar arasındaki farkı kısaca anlatmıştım. Birçok ürün üzerinde çiftlik ibaresi kullanılmaya başlandı, X çiftliğinden karabuğday, Y çiftliğinden vişne reçeli, Z çiftliğinden ananas gibi bir çok ürünü sizlerde duymuşsunuzdur. Aslında biraz coğrafya bilgisi tercihlerimizi kolaylaştırabilir. Antalya da olan x çiftliğinden fındık alacaksanız fındığın Karadeniz bölgesine ait bir ürün olduğunu bilmeniz bu ürününde bahsedilen çiftlikte üretilmediğini gösterebilir. Alacağınız ürün fındık ise diğer satıcıları da gözden geçirmenizde fayda olacaktır. Fiyat bakımından daha uygun olabilecek bir Karadeniz firması bulmanız muhtemeldir. Karadeniz de bir çiftlikte zeytin üretiminin olma olasılığı da bir hayli düşük. Her neyse.
“Köre sormuşlar malın iyisini nereden anlarsın, demiş fiyatından” hoppaaaaa nerden çıktı şimdi bu söz ve konumuzla ne alakası var. Öncelikle annemin sıkça kullandığı bu sözün doğruluğuna yaşım ilerledikçe ben ikna oldum şimdi sizi ikna etmeye çalışacağım.
Ben anne konusunda da kayın valide konusunda da oldukça şanslı bir kadınım. İkisi de birbirinden hamarat ve fedakarlar. Hiç boş durmayı sevmezler. Annemde kayın validemde yaz olunca kışı düşünmeye başlar ve mevsime göre salçalar, turşular, reçeller, tarhanalar aklınıza ne gelirse çocuklarına göndermek üzere hazırlarlar. Kayın validem üstüne üstlük birde tüm bunları bahçesinde yetiştirerek yapıyor. Üretmek ikisininde ortak özelliği. Eeeee tabi bu alışkanlıkları bize de geçti. Onlardan öğrendiklerimizle bizde boş durmuyoruz. Tabi konudan konuya geçerek kafa karıştırdığımın farkındayım. Şimdi bu iki konuyu birleştiriyorum.

Dediğim gibi gerek annem gerekse kayın validem mutfak ekonomisinden çok çok iyi anlarlar. Mesela çarşıda pazarda herhangi bir ürün gördüklerinde fiyatını sorar ve hemen bir matematik yaparlar. Diyelim ki erişte gördüler ve fiyatını sordular. Unun fiyatı şu, yumurtanın fiyatı bu, şu kadar un, bu kadar yumurta kullanılsa bu ürünün sadece maliyeti bu kadar yapar buna bir de emek ekle, bir o kadar da satış komisyonu vergisi derken hoopp bu ürün alınabilir ya da alınamaz sonucuna ulaşırlar. Abartmıyorum her ürün için bu hesabı yapıyorlar. Bir kilo peynir kaç kilo sütten elde edilir bir kilo salça kaç kilo domates veyahut biberden hepsini bilirler. Matematik günlük hayatta ne işe yarar sorusuna eğitimcilik yaptığım yıllarda en azından mutfakta işinize yarar derdim. Tamam tamam yeni bir konuya girmeyeceğim.

zara akdede koyu sebahat gündoğdu tereyağı
Özellikle internette milyonlarca ürünü farklı fiyat aralıklarıyla bulmak mümkün. Bir çoğu ev yapımı ürünler olduğunu savunuyor. Bir kilo domates salçasını 8 Tl ile 40+ TL arasında bulmak mümkün. Hadi annemgillerin hesabıyla ortalama bir fiyat çıkaralım. Ürünümüz salça olsun. 1 kilo domates salçası için 6-7 kilo hatta güneşte kurutacağımızı düşünürsek 8-9 kilo domatese ihtiyacımız var. 7 kilo domates aldık diyelim ve kilosu 1 tl den alsak 7 tl sadece domatesi tutar ki bu yıl halde 1 tl ye domates yoktu. Bu domatesin yıkanması ayıklanması, çekilmesi, kaynatılması hepsi bir masraf. Bu giderlerin hepsine minimum 5 tl koysak zaten 12 tl yi bulduk. Emek hesabını asgariden hesaplarsak, bu işin sadece hazırlanması bir günümüzü alsa asgari ücretten günlük 70 tl olur ama biz tüm emeğe 10 tl koyalım hatta 5 tl koyalım (çok yaptığımızı düşünüp kilo başına düşen emeği koyduğumuzu düşünün). Şimdi oldu 17 tl. Buna bir de internet üzerinden satış için reklam, site masrafları ekleyelim.( Bahsettiğimiz siteler olursa komisyon ücretlerini de koymalıyız). İnsanlar bu işi gelir elde etmek için yapıyorlar üstüne küçük bir kazanç koyalım. Kilosu geldi mi minimum 22 tl ye. Bu hesaptan yola çıkarak kilosu 8 tl olan bir domates salçası ne kadar güvenilir olabilir. Şahsen ben güvenmem ve bu işin içinde bir iş var derim. Eğer domates salçasına 20 tl veremem diyorsanız en makulu ünlü firmaların fabrikasyon ürünleri almanız en azından işletmelerin hijyen açısından güvenli olduğunu bilirsiniz. Ama Katkısız, ev yapımı doğal ürün istiyorsanız minimum bu fiyatı göze almalısınız. Bu ürünleri doğal yapan fabrika ortamında üretilmemesi en fazla küçük bir işletmede atölye ortamında olur ki yine bu yaptığımız hesabın altına düşmesi nerede ise olanaksız. Vergisi nakliyesi şusu busu. dogal ürün mü ucuz ürün mü
Bu hesabıma güvenebilirsiniz çünkü ben kendimi bildim bileli annem salçasını kendi yapar. Babam domatesi ya da biberi gider Nizip halinden alır annem, ablam ve ben bir güzel yıkar temizler ayıklarız. Domates salçası için büyük bakır kazanımız vardır odun ateşinde saatlerce kaynatır sonra yine bakır tepsilere döker damda güneşte çektiririz günlerce gidip gelip karıştırırız ki çok kuruyup kabuk olmasın homojen bir kıvamı olsun diye. Bu iş zevkli olduğu kadar meşakkatli bir iştir. Emeği ve lezzeti sanırım parayla ölçülemeyecek kadar da değerlidir. Annem büyük titizlikle yaptığı salçalarını yaz sonu İstanbul’a getirdiğinde tüm komşulara ve akrabalara azar azar hediye ettiği için öyle birkaç kilo da yapmazdık. Zaman geçtikçe annemin salçalarına alışanlar kıştan bir yıl sonraki kışın siparişini vermeye başladılar. Annemin üretime geçme hikayesi de böyle başladı zaten. Kayın validemin peynir, tereyağı, marmelat ve bal üretimi hikayesini de bir başka yazımda anlatırım. Yapmaktan keyif aldığınız ve çok iyi yaptığınız şeyler sizin markanız oluyor ve hobileriniz artık size gelir kaynağı oluyor.

Ne olursa olsun doğal gıda ürünlerini alırken hele hele internetten alırken dikkatli olmalısınız. Mutfak matematiğini kullanmalısınız. Kalitenin bir bedeli olduğunu, ucuz ürünün ekonomik olmadığını bilmelisiniz. Yiyemeden çöpe atacağınız ürüne para vermek istemeyeceğinizi düşünüyorum. Uzun yıllardır az çok bu işin içinde olan biri olarak yazılarımda bu konulara zaman zaman değineceğim. Bu yazımızı burada bitirip, yeni konu için biraz düşüneyim. Afiyette kalın.

Yazar : Ayşe Handan GÜNDOĞDU

İnstagram : @ayse.handan.gundogdu